Mehtap kimin akrabası? Bir İsimden Daha Fazlası Olan Sosyal Merakın İzinde
Otomega okurlarına özel bu yazımızda “Mehtap kimin akrabası” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
Gün içinde ofiste bilgisayar ekranına bakarken, bazen en basit sorular zihnimin içinde büyüyüp duruyor. Bir maili gönderirken, bir toplantıya hazırlanırken ya da öğle arasında hızlıca dışarı çıkıp kahve alırken bile aklıma takılan şeyler oluyor. Son zamanlarda sık sık karşıma çıkan o cümle de bunlardan biri: “Mehtap kimin akrabası?”
İlk bakışta basit bir merak gibi duruyor. Bir isim, bir kişi, bir bağlantı arayışı… Ama biraz durup düşününce bunun aslında sadece Mehtap’la ilgili olmadığını fark ediyorum. Bu soru, toplumun insanları nasıl konumlandırdığıyla, kimin kimle anlam kazandığıyla ilgili daha büyük bir hikâyenin parçası gibi geliyor.
İstanbul’da yaşayan, 27 yaşında, gündüzleri ofiste çalışan, akşamları blog yazarken düşüncelerini toparlamaya çalışan biri olarak şunu fark ediyorum: İnsanlar çoğu zaman birini tanımaktan önce onun “kime bağlı olduğunu” merak ediyor. Ve bu merak, sandığımızdan daha derin bir sosyal refleks.
Günlük hayatta “kimin akrabası” sorusu nasıl ortaya çıkıyor?
Geçen hafta iş çıkışı Kadıköy’de bir kafede otururken yan masada geçen konuşma dikkatimi çekti. İki kişi, ortak tanıdıkları bir kadından bahsediyordu. Adı Mehtap değildi ama konuşma şekli tanıdıktı:
“O Mehtap var ya, kimin akrabasıydı o?”
Bu cümleyi duyduğum anda içimde küçük bir duraksama oldu. Çünkü bu soru, aslında kişinin kendisine değil, çevresine yöneltiliyordu. Sanki bir insanın değeri, yeteneği ya da hikâyesi değil de, bağlandığı soy ağacıyla ölçülüyordu.
Kendi kendime düşündüm: Ben de hiç fark etmeden böyle sorular soruyor muyum? Birini tanırken önce “nereli?”, “kimin arkadaşı?”, “hangi çevreden?” diye zihnimden geçiriyor muyum?
Bu soruların cevabı dürüst olmak gerekirse biraz rahatsız edici. Evet, bazen yapıyorum. Çünkü toplum bunu öğretiyor. İnsanları tekil bireyler olarak değil, ağların parçası olarak görmeye alışıyoruz.
Mehtap kimin akrabası? sorusunun sosyal karşılığı
“Mehtap kimin akrabası?” sorusu aslında tek bir kişiye değil, bir sisteme işaret ediyor. Bu sistemde insanlar çoğu zaman kendi başarılarıyla değil, bağlantılarıyla anılıyor. Bu durum sadece küçük çevrelerde değil, iş hayatında, eğitimde, hatta sosyal medyada bile kendini gösteriyor.
Ofiste bazen yeni biri işe başladığında ilk sorulan şeylerden biri şu oluyor: “Kim tavsiye etti?” ya da “Hangi ekipten biriyle bağlantısı var?” Bu sorular ilk başta normal gibi geliyor ama zamanla bir kalıba dönüşüyor.
Mehtap kimin akrabası sorusu da bu kalıbın daha gündelik, daha samimi ama bir o kadar da belirleyici versiyonu gibi duruyor.
Soy, bağ ve görünürlük arasında sıkışan birey
Bazen düşünüyorum: Eğer Mehtap diye biri gerçekten varsa ve bu sorular sürekli onun etrafında dönüyorsa, bu durum onun kimliğini nasıl etkiler?
Bir insanın sürekli “kimin akrabası olduğu” üzerinden konuşulması, onun kendi varlığını gölgede bırakmaz mı? Sanki kendi adı yetmiyormuş gibi, yanında bir referans etiketi taşımak zorundaymış gibi…
İstanbul’da metroda, otobüste, kalabalık sokaklarda yürürken yüzlerce insan görüyorum. Her biri kendi hikâyesini taşıyor ama dışarıdan bakıldığında çoğu zaman sadece “birinin yakını” olarak algılanabiliyor. Bu düşünce bile biraz ağır geliyor.
Kendi hayatımda da buna benzer anlar oluyor. Bir toplantıda yeni tanıştığım biri bana nereden geldiğimi sorduğunda, cevabım bazen sadece şehir adı olmuyor. Ardından gelen sorular zinciri başlıyor: “Ailen nereli?”, “Orada tanıdıkların var mı?”, “Şu kişiyle bağlantın var mı?”
İşte tam burada “Mehtap kimin akrabası?” sorusunun zihinsel bir refleks olduğunu daha net görüyorum.
Toplumsal hafıza ve bağlantı arayışı
Belki de bu sorunun kökeninde güvensizlik değil, aşinalık arayışı yatıyor. İnsanlar birini daha hızlı anlamlandırmak için onu bir ağa yerleştirmek istiyor. Tanımadığı birini “boşlukta” bırakmak yerine, bir bağ üzerinden tanımlamak daha kolay geliyor.
Bir gün işten çıkıp eve dönerken Marmaray’da yanımda oturan yaşlı bir adam, telefonda birine uzun uzun birini anlatıyordu. Sürekli “falancanın yeğeni” ve “filancanın komşusu” gibi ifadeler kullanıyordu. Bir an fark ettim ki kişi anlatılmıyor, ilişkiler anlatılıyordu.
O an içimden şu geçti: Belki de toplum olarak bireyleri değil, bağlantıları ezberliyoruz.
Mehtap kimin akrabası sorusu da bu ezberin küçük bir yansıması olabilir.
Modern şehirde kimlik arayışı
Şunları da İnceleyin: Mehtap Anıl öldü mü ?
İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşarken bireysellik ile aidiyet arasında sürekli bir gidip gelme hali var. Bir yandan “kendin ol” deniyor, diğer yandan “kimsin?” sorusu hemen ardından geliyor.
Bu çelişki, Mehtap kimin akrabası gibi soruların neden bu kadar kolay ortaya çıktığını da açıklıyor olabilir. Çünkü büyük şehirlerde insanlar birbirini hızla tanımak zorunda kalıyor. Ve hızlı tanıma, derinlikten çok bağlantılara dayanıyor.
Bir kafede otururken yan masadaki konuşmaları dinlemek istemesen de duyuyorsun. İnsanlar çoğu zaman yeni tanıştıkları birini anlatırken onun başarılarından önce çevresini anlatıyor:
“Şu kişinin akrabasıymış”, “Falancanın tanıdığıymış”, “Şu aileden geliyormuş”
Bu cümlelerin içinde Mehtap gibi isimler sadece birey değil, bir ilişki düğümüne dönüşüyor.
Mehtap kimin akrabası? sorusunun görünmeyen etkisi
Bu tür soruların en görünmeyen etkisi, bireyin kendi hikâyesini geri plana itmesi olabilir. Bir insan sürekli bağlantılarıyla anıldığında, kendi emeği ikinci plana düşebilir.
Ofiste bir projede başarılı olan birinin başarısı konuşulurken bile bazen şu cümle geçiyor: “Zaten onun akrabası da şu sektördeydi.”
Bu cümle küçük gibi görünür ama aslında başarının kaynağını yeniden yazar.
Kendi kendime soruyorum: Bu alışkanlık bizi daha adil mi yapıyor, yoksa daha mı kapalı bir sistemin içine itiyor?
Gündelik hayatta küçük farkındalıklar
Bazen bu düşünceleri abarttığımı düşünüyorum. Ama sonra küçük bir sahne geliyor aklıma ve her şeyi yeniden düşündürüyor.
Geçen ay bir arkadaşım yeni bir işe girmişti. Onu tebrik ederken biri şöyle dedi: “Senin Mehtap’la akrabalık mı var orada?”
Arkadaşım kısa bir süre sessiz kaldı. Sonra gülümsedi ama cevabı netti: “Hayır, sadece çalıştım.”
Bu kısa cevap bile aslında çok şey söylüyordu.
Birey olmanın giderek zorlaşması
“Mehtap kimin akrabası?” sorusu, birey olmanın ne kadar kolay ya da zor olduğunu da düşündürüyor. Bir insanın kendi adıyla var olabilmesi için ne kadar çaba göstermesi gerekiyor?
Modern dünyada görünürlük çoğu zaman bağlantılarla hızlanıyor. Ama bu hız, bireysel emeği gölgede bırakabiliyor.
İstanbul’da kalabalık bir sokakta yürürken bile herkes bir hikâyenin parçası gibi görünüyor ama o hikâyelerin çoğu yarım anlatılıyor. Belki de bu yüzden insanlar birbirini tamamlamak için soy bağlantılarına başvuruyor.
Son düşünceye doğru akan iç ses
Bazen eve döndüğümde bilgisayarı açıp günün notlarını yazarken kendime şu soruyu soruyorum: İnsanları gerçekten tanıyor muyuz, yoksa sadece bağlarını mı ezberliyoruz?
Mehtap kimin akrabası sorusu, belki de bu ezberin en sade hali. Ama aynı zamanda bizi düşünmeye zorlayan bir kapı gibi de duruyor.
Çünkü bir insanı anlamak, sadece onun kimlerle bağlantılı olduğunu bilmek değil. Bazen sadece durup dinlemek, onun kendi hikâyesine alan açmak gerekiyor.
Ve belki de en önemli soru şu: Bir gün birisi bizim adımızı duyduğunda, ilk olarak “kimin akrabası” diye mi soracak, yoksa sadece bizi mi merak edecek?
Okuyucularımıza “Mehtap kimin akrabası” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Otomega ekibi olarak bizi okumaya devam edin!